|
|
Glikozu, Proteini,Sodyumu Ayırt Edebilen Böbrekler, Yaratılışın Apaçık Bir Delilidir
|
İki böbreğimiz hayatımız boyunca vücudumuzu dolaşan
kanı temizler. Süzdüğü maddenin bir kısmını vücuda geri gönderir, kalanını
da işe yaramadığı için vücuttan atar. Acaba böbreklerin, proteini, üreyi,
sodyumu, glikozu vediğerlerini nasıl birbirinden ayırt ettiğini biliyor
musunuz?
Böbreklerde, gelen kanın içindeki maddeleri süzen yer "glomerül"
adı verilen kılcal damarlardan oluşan yumak şeklindeki bir yapıdır.
Buradaki kılcal damarların, vücudu saran diğer kılcal damarlardan farkı
üç katmanla sarılmış olmasıdır. İşte bu üç tabaka büyük bir titizlikle,
böbreklerde hangi maddenin süzülüp atılacağına hangisinin tekrar kana
karışacağına KARAR VERİR. Ancak okuduğunuz bu cümledeki önemli bir detaya
dikkat edin. Bir hücre zarı neyi ölçü alarak ve hangi mekanizmayla kendisine
gelen sıvının içindeki tüm maddeleri teker teker tespit edip, hangi
bölgeye gitmeleri gerektiğine karar verir? Böbreğe gelen kanın içinde
glikoz, bikarbonat, sodyum, klor, üre ve keratin gibi birçok madde vardır.
Böbrek, bu maddelerin bir kısmının tamamını, bir kısmının bir bölümünü
vücuttan atarken, bir kısmını da tamamen kana gönderir. Bir et parçası
bu maddelerin hangisini ne kadar atacağına nasıl karar verebilmektedir?
Bu soruların cevabı, bu et parçasının kusursuz bir tasarımla yaratılmış
olmasındadır.
Glomerüllerin seçiciliği sıvının içindeki moleküllerin elektrik yüklerine
ve büyüklüklerine bağlı olarak belirlenir. Bu demektir ki glomerüller,
sıvının içinde karışık olarak bulunan sodyum ile glikozun molekül ağırlığını
hesaplama ve proteinlerin negatif elektrik yüklü olduklarını TESPİT
EDEBİLME yeteneğine sahiptir. Böylece vücut için hayati öneme sahip
olan proteinlerin vücuttan atılmayıp, tekrar geri alınması sağlanmış
olur.
Peki sizce kılcal damarlardan oluşan bir yapı olan glomerüller, ne
kimya, ne fizik ne de biyoloji eğitimi almamış olmalarına rağmen böyle
üstün bir kabiliyete nasıl sahip olabiliyorlar? Glomerüller bu kabiliyete
sahipler ve görevlerini kusursuz olarak yerine getiriyorlar çünkü kendilerini
yaratan Allah'ın ilhamıyla hareket ediyorlar. Süzdükleri hiçbir maddeyi
tesadüfen seçmezler. Eğer tesadüfen seçiyor olsalardı, bu şuursuz varlıklar
doğru molekülü bulana kadar bedenimizin sağlıklı bir şekilde varlığını
sürdürmesi mümkün olmazdı. Tüm bunlar, Allah'ın kusursuz yaratışının
delillerinden biridir.
|