|
BİYOMİMETİK ve MİMARİ:
Bitkilerden Örnek Alınan Kubbe Tasarımı |
Mimari tasarımlar yapılırken doğadaki örneklerden yararlanmak
günümüzde son derece yaygın olan bir yöntemdir. Çünkü
doğadaki tasarımlar her yönden kusursuzdur. Enerji tasarrufu,
estetik, kusursuz işlevsellik, sağlamlık gibi mimari
bir tasarımda olması gereken bütün özellikler doğadaki
örneklerinde eksiksiz olarak mevcuttur. Her ne kadar
insanların karşısında örnek almaları için çok üstün
sistemler bulunsa da bunların taklitleri hiçbir zaman
asılları kadar iyi ve pratik olamamaktadır.
Doğada var olan tasarımın taklit edilebilmesi ve mimari
yapılarda uygulanabilir hale gelmesi için yüksek derecede
mühendislik bilgisi gerekmektedir. Oysa doğadaki canlılar
ne yapı statiği, ne de mimari tasarım bilgisine sahiptir.
Böyle bir eğitim alma imkanları da yoktur.
İnşaat ve mimaride genellikle yaygın ve düz yüzeyler tercih edilir. Oysa doğada bu tip yüzeylere daha çok
eğrisel yerleşmiş lifler arasında rastlayabilirsiniz.
Örneğin muz bitkisi böyle bir yapıya sahiptir. Mimarlar
ve inşaat mühendisleri muzun bu formunu kullanarak 'jeodezik
kubbe' olarak adlandırılan yapı tarzını geliştirmişlerdir.
Jeodezik kubbe sayesinde, büyük mekanları az malzeme
kullanarak kapamak mümkün olmuştur. Üstelik mekanın
içi bol miktarda gün ışığı alabilmekte ve sistem çok
çabuk bir şekilde monte edilebilmektedir. Bu nedenle
bu yapı daha çok sera ve fuar alanı inşasında uygulanmaktadır.
Işınlıların Kubbe Mimarisine
Örnek Olan Tasarımları
Suda yaşayan organizmalar olan ışınlılar ve diatomlar
eşsiz birer mimari yapı kataloğu niteliğindedirler.
Birçok mimar projelerini bu canlılardan esinlenerek
hazırlamaktadır. 1976'da Kanada'nın Montréal şehrinde
kurulan EXPO 76 fuarındaki ABD pavyonu bu yapılara bir
örnektir. Pavyonun kubbesi tasarlanırken ışınlılardan
esinlenilmiştir.1
|